25 Kasım 2009 Çarşamba

İki resim arasındaki 7 farkı bulun

Günüme her zamanki gibi internetteki haberleri tarayarak başladım ve öyle bir haber gördüm ki düşünmeden edemedim. Uzun zamandır yazmıyorum ama bunu sizlerle paylaşmak istedim sevgili gönül dostları...Şimdi lütfen aşağıdaki habere bir bakın, Milliyet'in internet sitesinden aldım;


Haberin açıklamasında şöyle diyor;

"Nepal'de, 5 yılda bir düzenlenen 200 binden fazla hayvanın kurban edildiği, hayvan hakları savunucularının tepkisini çeken festival başladı.

Festival için yüz binlerce Hindu, sabah saatlerinden itibaren başkent Katmandu’nun güneyine 160 kilometre uzaklıktaki Bara bölgesinde bulunan ormandaki bir tapınakta toplandı. Tapınakta bugün ve yarın 200 binden fazla bufalo, keçi, tavuk ve güvercin, Hindu Tanrıçası Gadhimai onuruna kurban edilecek."


Kısaca bu insanlar gaddar olarak görülüyorlar..En azından ben öyle anladım..Şimdi bir de aşağıdaki habere bakalım;


Bu haberi de yerel bir siteden aldım. Sağ taraftaki amca güzel ülkemin Kilis ilinden. Kendisi diyor ki; "Türkiye'de nüfus ortalamasına göre en çok kurban Kilis'te kesiliyor. Bizim araştırma ve tahminlerimize göre, Kilis'in 4'te 1'i kurban kesiyor. Ortalama 30 bin ile 40 bin arasında Kilis ve ilçelerinde kurban kesiliyor. Kesilen kurbanların yüzde 99.99'u küçük baş hayvandır.
Büyükbaş hayvan kesimi nerede ise yok denecek kadar azdır. Kilis et tüketimi açısından da Türkiye'de ilk sıradadır. Kilis kadar damak tadına önem verilen bir kentte zaten aksini düşünmek mümkün değildir. Bu yıl küçükbaş kurban kesimi için 30 YTL, büyükbaş hayvanlar için ise 150 YTL olarak fiyat belirledik"



Benim bu güncel iki haberi okuyunca aklıma ister istemez şu soru geldi;
Her yıl Kurban Bayramı'nda sadece Kilis'te 30-40 bin hayvan kesiliyor. Ve kimse bundan gaddarlık olarak bahsetmiyor..çünkü hepimiz Müslümanız..Ve İslamiyet kabul görmüş 4 dinden biri.. Peki Nepal'deki amcam 5 yılda 1, 200 bin hayvan öldürünce neden gaddar oluyor? Totale vurduğunuzda biz (Müslüman ülkeler) kat be kat fazlasını öldürüyoruz.Ama onların dini din, inancı inanç değil tabi..

Ben vejeteryan falan değilim..Et yemenin tamamen doğanın kanunu olduğunu düşünüyorum. Ayrıca çok da severim.Fakat binlerce hayvanın toplu olarak öldürülmesinin inanç ve coğrafya fark etmeksizin aynı rezillik olduğunu düşünüyorum. Adı festival olsun veya bayram olsun..Müslüman yapınca inancı gereği, Hindu yapınca rezalet, vahşet,katliam..Yok böyle bir şey..

Herkesin mübarek kurban bayramı kutlu olsun.
Afiyet olsun..

10 Eylül 2009 Perşembe

.. ŞOKU !


Evet sevgili günlük..Uzun bi aradan sınra tekrar karşındayım..Bugün sana hayatın sillesi nasıl yenir, şok üstüne şok nası yaşanır, öğrenci olmanın olumlu ve olumsuz etkileri, Türkiye'de öğrenci olmak gibi kutsal konulardan bahsedeceğim..
Öncelikle çok kısa bir özet geçeyim..Uzun ve stresli bi bekleme süresinden sonra yüksek lisansı kazandığımı öğrendim ve bu haberi iş yerinde sessiz çığlıklarla karşıladım sevgili günlük..Gözümün önüne gelen fotoğraflar ve hissiyatlarım şunlardı;

1)Öğrenci akbili
2)2 senelik öğrenci hayatı
3)Sevdiğim ve çok istediğim bi bölümde okuyacak olmak
4)Beyazıt-Kapalıçarşı (Beyazıd Grand Bazaar, Laleli üniversite..)
5)Tramvay
6)Toplu taşıma aracı nineleri,dedeleri ama en fenası pazar çantalı teyzeleri..
7)Simen ve bacım..

Okul benim için bundan ibarettir sevgili günlük..

Kayıt süreci sandığından çok daha zorlu geçti.. Nüfus müdürlüğünde neden "iyi ki memur diilim lan" diye düşündüğümden ve sosyal bilimler enstitüsünde neden içten içe "yeter ulannnn!!" diye haykırdığımdan bahsetmeyeceğim..bunu kimseye yapamam..

Herşey kaydımı yaptırmaya çalışırken,benden önce kayıt yaptırmış bi arkadaşımın "Gözde bilimsel hazırlık okucakmışız lan" demesiyle başladı..Uzun bir süre bunun bir şaka olduğuna kendimi inandırdım lakin İstanbul Üniversitesi'nin en nitelikli ve beyefendi öğrenci işleri sorumlusu da bu bilgiyi onayladıktan sora bıraktım kendimi aşkın rüzgarına sevgili günlük.. -ŞOKU!- Gene elime bi kaç tane form tutuşturdu (gün içinde doldurduğum kaçıncı formdu bilemiorum) Bir de ne göreyim..Bir sene boyunca üçü 1. dönem , üçü 2. dönem olmak üzere yalnızca 6 (altı) ders alacakmışım, bilimsel hazırlığın olayı buymuş zaten - ŞOKU!- Neyse giderek kendimi bu duruma alıştırmaya karar verdim..Sonuçta mis gibi 3 sene boyunca gene öğrenci olacaktım :D Neredeyse mutlu bi insan idim..

Taa ki bugün ekürim Simen in verdiği acılı, yürekleri pare pare eden habere kadar; "Gözde lan KYK hazırlık okuyanlara burs vermiyomuş olm" - ŞOKU!- Ardından KYK yı aramaca ne bu durumun öğrenim kredisi için de geçerli olup olmadığını sormaca.. İsminin Çetin olduğunu tahmin ettiğim bir KYK amcasından "Hanfendi hazırlık öğrencilerine burs ve kredi verilmiyır" cevabını almaca...Yıkılan hayaller, ağlamaklı gözler, okulun duvarı yıkılıp da altında kalmışım hissiyatı..Hoşçakal yurtdışı,hoşçakal Prag,hoşçakal yüksek alkollü Taksim-Kadıköy geceleri,elveda Interrail,elvada Coni,Maykıl,Teresa ve diğerleri..

Bana bunu yapmıcaktın KYK..Beni kör kuyularda merdivensiz bırakmıcaktın..Arkadaşım hazırlık okuyan insan insan değil mi, öğrenci değil mi, armut mu o? Süs bitkisi mi? Kendimi Hülya Koçyiğit misali koşarak yatağıma atmak ve göz yaşlarına boğulmak istedim sevgili günlük..

Sözlerime holi şit fak, holi şit fak, holi şit fak fak diyerek son veriyor ve huzurundan ayrılıyorum..

:tabi abarttım biraz..

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Reklamlar..

Merhabalar sayın seyirciler..Sıkıcı bir iş gününde daha sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duymaktayım..Siz olmasanız naparım ben..Canlarım benim..

Sabah işe geldiğimde çayı demleyip,koltuğuma oturduktan ve bilgisayarımı açtıktan sora ilk işim gazetele okumaktır. Zira bol bol boş vaktim olduğundan hemen hemen bütün gazeteleri okuyarak bu vakti harcamaya çalışırım. Bir süre sonra haberler tüm gazetelerde aynı olduğundan, "foto haber" olayına girer, fotoğraflarla süslenmiş eğlenceli haberlerde uzun müddet gezinmekten kendimi alı koyamam..İşte bu güzide çarşamba gününde, sizlere bugünkü gazetelerin birinden arakladığım "unutulmayan reklamlar" konulu foto haberden kısa bir derleme yapmak istiyorum..Afiyet olsun..

1)HASAN FENOMENİ


Tahminimce bu Hasan, bizim Osman gibi bir şey.. Marka ismi bulamamışlar, Hasan demişler..Bu benim zaman zaman "ulan ilerde bi mekan açsam ismini ne koyarım" diye düşünürken, yaratıcı ve çarpıcı bişi bulamadığımdan kendi kendime "Osman olur lan..komik de olur..hehehehe" dememle aynı şey.. Bu arada, iyiki annem beni Hasanla beslememiş,camış gibi olurdum..Teşekkürler anne..

2)YEŞİL MERCİMEĞİN KEŞFEDİLMEMİŞ SEKSAPELİ



Sevgili erkek okur, sözüm öncelikle size.. Bir hatundan mı hoşlanıyorsunuz? Size pas vermiyor mu? Ne yaptıysanız sevgilinizi yatağa atamadınız mı? İşte size çözüm! Yarım kilo yeşil mercimek!

Şekilde de görüldüğü gibi Halk Bakkaliyesi'nden alınacak yarım kilo yeşli mercimek, istediğiniz hatunu, istediğiniz vakit,istediğiniz yerde tavlamaya yeter.İster sefertasına koyup yanınızda taşıyın, ister mum ışığında yeyin. Doğum günlerinde, sevgililer gününde, yıldönümünüzde kalpli paket içinde kız arkadaşın evine gönderilen yeşil mercimek gibisi yoktur..Sonra dileyin kızdan ne dilerseniz.. Ben böyle inceliklere gelemem, içimde bir Nuri Alço yatıyor diyorsanız, bir çorba kaşığı yeşil mercimeği blenderdan geçirdikten sonra hedef dişinin içkisine koyun.Votka olur,viski olur..Ama bence en iyi ayranla gider..

3)EVDE KALMIŞ KIZLARA

Evlenmek isteyen genç baayanlar,sözüm size.. Artık kimse size "evde kalmış" diyemeyecek! Artık mahalleden geçerken kimse sizi tanımasın diye kör gözlüğü takmayacak, başınızı öne eğmeyeceksiniz. Mutlu bir çift gördüğünüzde gözyaşlarına boğulmayacaksınız..
Sayın evde kalmış kız kuruları, evlilik programlarına katılmak için telefonları aşındırmayın, gelen faturalarla uğraşmayın..Kısadan bir Altınbaş Krem alın..Pürüzsüz cildiniz irkekleri adeta bir mıknatıs gibi çeksin..Evlenin gençler..Çoluğa çocuğa karışın..En az 3 çocuk yapın..Altınbaş Krem kullanın...Nüfusumuza katkıda bulunun..Bir fidan da siz dikin..

4)SAYGI KAZANILMAZ, TAKILIR.

Saygıdeğer aile babaları,sözüm size..Karınızı köleniz yapamıyor musunuz? Aile hayatınızda hayal ettiğiniz kadar maço değil misiniz? Hep daha fazlasını istiyor lakin bulamıyor musunuz? Beril kol düğmelerini deneyin..Takın karınız elinizi öpsün,kulunuz köleniz yeri geldiğinde geyşanız olsun..Takın karınız size tapsın,ayaklarınızı yıkamayı siz söylemeden kendi teklif etsin..

Kaynanalar si z de takın..Yeni gelininiz elinizi öpmüyor mu? Çaresi basit..Beril kol düğmeleri,el öptürür..Saygıda kusur etmez..

İşte böyle sevgili okur..Bu da böyle böyle bir anımdı..

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Psikolog yaklaşımı..


İşin uzmanı olduğuna emin olduğm şahıslara her daim güvenmişimdir..Fakat bir yandan da ne zaman bir psikolog görsem aklıma şu tarz sorular ve düşünceler gelir;

1) Bir insan herhangi bi konuda yalan söylerse anlarlar mı? (o kadar da değildir kanımca ya..)
2) Aslında çok derin bir sorunu olmayan insanlarla görüştüklerinde dinliyor ayağı yapıp da aslında "akşam nereye yemeğe gitsem?" veyahut "boyam geldi ya..haftasonu şu işi bi halledeyim" diye mi düşünüyorlar ?
3) "Lan seninki de sorun mu..neyse seansı 150 kağıttan ben seni bi yolim" diye düşünüyorlar mı?
4) Bunların psikolojik sorunları olunca naparlar? (zira bi psikoloğun multiple personality disorder sorunu olsa komik olmaz mı..hehehe)
5) Bunlardan biriyle arkadaşsan insan arada gerilir. Zira sanki söylediğin şeyde bi mana, altında başka bişi, çocukluktan kalma bi tramva aradıklarını sanırsın.
( "Geçen Burger'a gittim tavuk burger yedim, nedendir bilmem çok kötü mideme oturdu, bütün gün sancıdan kıvrandım" desem, onlar "hiç unutmam 4-5 yaşlarındayım. O zamanlar bizim yazlıkta bi Gülsüm teyze var tavuk beslio. Civcivlerinden birini besleyeyim dedim, ama ben ona yüzmeyi öğretmeye çalışırken boğularak öldü.Evet..Her şey işte o zaman başladı." olarak anlayacaklarmış gibime gelir..)
6) Karşılarındaki şahsa cevap verirken gerçekten inandıkları ve doğru bildikleri şeyi mi, yoksa insanın duymaya ihtiyacı olduğunu düşündükleri şeyi mi söylediklerini hep merak etmişimdir.. (evet ufak bi güven problemim var..)

Evet.. paranoyak halim yok benim tedavim alo aşkım nerdesin nerdesin kimlesin diyor ve izninizle inzivaya çekiliyorum..

Yeşil sahalara geri döndüm


Evet sevgili gönül dostları..Uzun bir aradan sonra tekrar beraberiz.. Görüşemediğimiz süre boyunca zamanımın uzun bir zamanın hastanede geçirdim. Lütfen neyin var diye sormayın zira insan anlatırken aynı şeyleri tekrar yaşıyo ve bu gerçekten hoş bi duygu değil.Bir kısmını ben zaten burda dile getiriciim. Bilmek istiyorsanız mümkünse en yakınlarıma sorunuz. Bu anam olur, kardeşim olur, sevgilim olur, en yakın arkadaşlarım olur..Ama bana sormayın abi..Zaten aldığım ilaçlar uykumu getirmekte daha da uyutmayın beni..Evet..istediğim tam olarak bu.. Ama şimdi daha iyiyim yerebbime zibilyon şükürler olsun :P

:gerçi burda bunu yazmayaydım zaten kimse bilmicekti..ama bi yandan da bilin, merak edin istiyorum kanımca. Böle de tırt bi insanım..hehehe :)

2 Temmuz 2009 Perşembe

Perşembe psikolojisi





Perşembe umut doludur, "yarın cuma" diyebildiğimiz ve kendimizi haftasonu planları yaparken bulabildiğimiz ilk gündür. Perşembe, candır.. "Lan bugün bi bitsin, gerisi kolay" dediğimiz gündür..


Bir perşembe günü, size gene boş iş yerimden sesleniyorum sevgili gönül dostları. Acaba bugün patron bana bir iş verecek mi ? Kendimi bi halta yarar hissedebilecek miyim diye düşünmekteyim.."Ne güzel işte yan gel yat, facebooka falan gir " diye düşünenleriniz olabilir. Ama öyle olmuyor..10 saat..geçmek bilmez 10 saat diyorum ya..Wikipedia yı,ekşi sözlüğü, facebook u, tüm gazete haberlerini eskittim..bi süre sonra masaüstündeki online sözlükten İtalyanca ve İspanyolcanın benzer yönlerini bulmaya çalışmaya başladım. Bu da yetmedi A harfinden başlayarak İspanyolca sözcüklerin Türkçe sini yazmaya başladım.Beynime binlerce gereksiz bilgi depoladım. Sıkıldım..(I) sigara içtim..(II) sigara da candır(III)..Kısaca internet benden tiksindi, ben internetten tiksindim.. (IV) Bi de insanı en çok yoran ne biliomusunuz.."mühim işlerle meşgulmüş izlenimi yaratmak" evet..bu konuda uzmanlaştım diyebilirim..isteyen olursa taktik verebilirim. bi dahaki sefere CV me de koyucam..

Neyse, iş yerinde en az benim kadar sıkılan ve meşgul olacak bi şeyler arayan arkadaşlar sözüm size; yol yakından dönebiliyorsanız dönün, ruh hastası olursunuz.

Hepinize sevgiler sunar, gözlerinizden öperim.

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Blog mevzu..


Şimdi hayatın o kadar boş mu ki bu olaya girdin diyen dahili ve harici bedhahlarım olacaktır..Mühim değil..Kendilerine bir çift lafım olacak;çok sıkılıyorum abi..valla..hatta şu anda size işten sesleniyorum (düşünün yani çalışan bi insan böle gereksiz şeylere ayıracak zaman bulamamalı normalde) sevgili arkadaşınızın "isyanım var ulan" insanı olmasının son sonucu, blog yazarlığına soyunmasıdır..vatana millete hayırlı olsun..

Çok mühim şeyler; hayatın anlamı; romantik serzenişler; seks deneyimleri; avrupa,afrika,amerika, kuzey kutbu seyahatleri; çılgınlıklar; manyaklıklar; deliler gibi eğlenme hatıraları gibi şeyler bu blogda mevcut değildir..ben burda kendi halimde takılıciim..

İşte böyle sevgili gönül dostları..eğer "ne dio lan bu kazma..", "bi bu kalmıştı blog yazmayan.." veyahut "ne sıkıcısın arkadaşım.." diye düşünürseniz simen arkadaşımın dediği gibi sağ üst köşedeki çarpı işaretinizi tıklamak suretiyle beni hayatınızdan çıkarabilirsiniz..zira zerrece umrumda değil..

O zaman ben şimdi gidim..sonra gelicem..Tamam o zaman öyle yapalım..